Tıp Alanında Bir Devrim; Aşılar

Louis Pasteur ve Kuduz Aşısı
Studio portrait of Louis Pasteur, restored (removed dust, scratches, and what looked to be a water stain)
5 / 9

5. Louis Pasteur ve Kuduz Aşısı

Edward Jenner’ın çalışmaları Tıp alanında yeni bir dönemin kapılarını açmıştı, ama bilim insanları hâlâ bu tür hastalıklara tam olarak neyin neden olduğunu kavrayamıyordu. Bu sorulara yanıt verecek kişi 19.yüzyılın ortalarında günümüz modern mikrobiyolojinin kurucularından biri olan ve dünyaca herkesin tanıdığı Louis Pasteur olacaktı.

Bugün süt kutularının üzerinde gördüğümüz "pastörizasyon" işlemiyle anılan Pasteur, yalnızca gıda güvenliğine katkı sağlamamış; aynı zamanda hastalıkların nedenlerini anlamamızı ve onlara karşı daha etkili mücadele yöntemleri geliştirmemizi mümkün kılmıştır.

1822 Fransız doğum Pasteur, kariyerinin başlarında kimya ile uğraşırken zamanla ilgi ve alakası fermantasyon ve mikroorganizmalar üzerine yoğunlaştı. Louis Pasteur’un kanıtladığı en büyük şey; hastalıkların kendiliğinden ortaya çıkmadığı, belirli mikroorganizmalar tarafından oluşturulduğunu göstermesiydi. Çünkü o dönemde insanlar hastalıkların kendiliğinden meydana geldiğini varsayıyordu. Pasteur sayesinde “mikrop kuramı” olarak bilinen yaklaşım ortaya çıktı. Bu sayede artık görünmez düşmanlar tanınmaya başlamış oldu.

Jenner'ın çalışmaları çiçek hastalığıyla sınırlıydı. Pasteur ise aynı prensibin farklı hastalıklara da uygulanabileceğini düşünüyordu ve bu konuda haklıydı. Tavuk kolerası ve şarbon üzerine yaptığı deneylerde, zayıflatılmış mikroorganizmaların bağışıklık oluşturabildiğini keşfetti. Böylece aşı geliştirme süreci, gözlemlere dayanan bir uygulama olmaktan çıkıp laboratuvar ortamında tasarlanabilen bilimsel bir yönteme dönüştü. Bu sayede günümüzde kullanılan aşıların temel prensibi ortaya çıktı.

19.yüzyılda Kuduz virüsü genellikle enfekte hayvanların ısırmasıyla bulaşıyor ve merkezi sinir sistemine saldırıyordu. Hastalık ilerlediğinde su korkusu, kasılmalar ve ciddi nörolojik sorunlar ortaya çıkıyordu. 1885 yılında Alsas bölgesinde yaşayan dokuz yaşındaki Joseph Meister, kuduz olduğu düşünülen bir köpek tarafından defalarca ısırıldı. Durum karşısında çaresiz kalan aile soluğu Louis Pasteur’ün yanında aldı. Ancak Pasteur henüz doktor değildi ve bir çocuğun yaşamıyla ilgili kritik bir karar vermek doğru olamazda ancak şartlar düşünüldüğünde Pasteur ve ekibi, Joseph Meister adlı çocuğu karantinaya alarak günler boyunca aşının farklı dozlarını uyguladı. Tedavi sonucunda genç çocuk hayatta kalmıştı.

Bu genç çocuğun böylesine elzem bir hastalıktan kurtulması sadece Avrupa’da değil tüm dünya da geniş bir yankı uyandırdı. Pasteur’un aşısı İlk kez ölümcül olduğu düşünülen bir hastalığa karşı başarılı bir koruma sağlamıştı.

Pasteur'un çalışmaları, aşı tarihini yeni bir aşamaya taşıdı. Artık bilim insanları yalnızca mevcut yöntemleri kullanmıyor; laboratuvar ortamında mikroorganizmaları inceleyerek yeni aşılar geliştirebiliyordu. Bu yaklaşım sayesinde: Şarbon aşısı geliştirildi, Kuduz aşısı yaygınlaştı, Bakteri ve virüslerin daha iyi anlaşılması sağlandı, Modern immünoloji biliminin temelleri atıldı. Verilen bu mücadele ise dünya tarihine en büyük sağlık başarılarından birisi olarak geçti.

 

Önceki Sonraki