Tıp Alanında Bir Devrim; Aşılar
4. Edward Jenner ve İnek Memesindeki Mucize
1749 yılında İngiltere'nin Gloucestershire bölgesinde dünyaya gelen Edward Jenner, tıp eğitimini aldıktan sonra ingiltere’nin kırsal bölgelerinde doktor olarak çalışmaya başladı. Jenner’i diğer doktorlardan ayıran bir özelliği vardı. O sadece hastaları tedavi etmekle yetinmiyor, hastalıkların nedenlerini anlamaya çalışıyordu.
O dönemde Asya’dan Osmanlı yoluyla ithal edilen varyolasyon yöntemi, bir nebzede olsa korunma sağlıyor ve Avrupa’da uygulanıyordu. Ancak bu yöntem tamamıyla güvenli değildi bu yüzden Edward Jenner kolları sıvayarak çözüm bulmak istiyordu.
Bunun için halk arasında bir söylenceden ibaret olan "İnek çiçeği geçiren kişiler çiçek hastalığına yakalanmaz." inanışı üzerinde gözlemler yapmaya başladı. İnek çiçeği (cowpox), insanlarda hafif belirtiler oluşturan ancak genellikle ölümcül olmayan bir hastalıktı. Özellikle çiftliklerde süt sağan kadınlar bu hastalığa zaman zaman yakalanıyor, ancak sonrasında ölümcül çiçek hastalığına yakalandıklarında bundan etkilenmiyorlardı. Belki bu tesadüf idi, ama Jenner bunun bir bilimsel açıklaması olduğuna inanıyordu.
Kararlı doktor 1796 yılında tarihe geçecek bir deneyle, cowpox geçiren bir kadının yarasından örnek aldı ve 8 yaşındaki bir çocuğa uyguladı. Çocuk birkaç gün hafif belirtiler gösterdi ancak ciddi şekilde hastalanmadı. Bir süre sonra Jenner, aynı çocuğu çiçek hastalığına maruz bıraktı. Beklenenin aksine çocuk belirti göstermedi.
Jenner'ın geliştirdiği bu yöntem, Latince'de inek anlamına gelen "vacca" kelimesinden türetilen "vaccination" adını aldı. Günümüzde kullandığımız "vaksin" ve "aşı" kavramlarının bilimsel karşılığı olan bu terim, doğrudan Jenner'ın çalışmalarına dayanmaktadır. Bu nedenle Edward Jenner’a aşının babası diyebiliriz.
Ancak Jenner’in bu ümit verici ve cesur çalışmaları uzun bir süre tasnif görmedi ve Tıp çevresi tarafından hor görüldü. Ancak elde edilen sonuçlar giderek daha fazla kişiyi ikna etmeye başladı ve Avrupa’nın tamamına yayıldı. Edward Jenner’in bu çalışması daha sonra birçok farklı aşının geliştirilmesine ilham verecek ve modern immünoloji biliminin temelini oluşturacaktı.

