Tıp Alanında Bir Devrim; Aşılar

Çin ve Osmanlı’da İlk İzler
2 / 9

2. Çin ve Osmanlı’da İlk İzler

Genellikle modern aşılar 18.yy. Edward Jenner ile ilişkilendirilmektedir, ancak bulaşıcı hastalıklara karşı korunma çabamız çok daha eskiye dayanır. Özellikle çiçek hastalığı, yüzyıllar boyunca dünyanın en ölümcül salgınlarından biri olmuş ve toplumları etkileyen büyük felaketlere yol açmıştır. Bu yüzden çiçek hastalığına karşı geliştirilen ilk korunma yöntemleri, modern aşı biliminin temelini oluşturmuştur.

Çiçek hastalığı, yüksek ateş ve vücutta oluşan kabarcıklarla seyreden son derece bulaşıcı bir hastalıktı. Hastalığa yakalananların çoğu ya hayatını kaybediyor ya da hastalıktan kalan izlerle yaşamını sürdürüyordu. Bu nedenle insanlar, hastalığın yayılmasını engellemenin ve ona karşı korunmanın yollarını aramaya başladılar.

Çin ve bilginin doğudan batıya yolculuğu

Kaynaklar, 10. yüzyıldan itibaren bazı Çinli hekimlerin çiçek hastalığı üzerinde çalıştığını ve hastalığı hafif geçiren kişilerden alınan kurumuş kabukları öğüterek sağlıklı kişilere uyguladığını (varyolasyon) göstermektedir. Çinli hekimlerin amacı kişiye hafif bir şekilde hastalığı bulaştırarak vücudun bağışıklık kazanmasını sağlamaktı. Her ne kadar günümüz standartlarına göre riskli bir yöntem olsa da, bu uygulama dönemin şartları düşünüldüğünde önemli bir tıbbi ilerlemeydi. Çünkü varyolasyon uygulanan kişilerde ölüm oranı, doğal yollarla çiçek hastalığına yakalananlara göre çok daha düşük seyirdeydi.

Çin’de başlayan bu uygulamalar zamanla ticaret yolları, seyyahlar ve hekimler aracılığıyla dünya ya yayılarak farklı kültür ve medeniyetlere ulaşmış oldu. 17. ve 18. yüzyıllara kadar Osmanlı İmparatorluğu'nda da çiçek hastalığına karşı benzer yöntemler uygulanıyordu. Özellikle Anadolu ve İstanbul'da bazı hekimler ve deneyimli kadınlar tarafından gerçekleştirilen varyolasyon uygulamaları oldukça yaygındı. çiçek hastalığını hafif geçiren kişilerin kabarcıklarından alınan materyal küçük çizikler açılarak sağlıklı kişilere aktarılıyordu. Amaç yine aynıydı. Avrupa toplumları için oldukça sıra dışı görünen bu uygulama, Osmanlı'da uzun yıllardır bilinen ve kullanılan bir korunma yöntemi olarak dikkat çekiyordu.

Çin ve Osmanlı devletinde kullanılan bu erken uygulamalar, virüsün kendisi ile bağışıklık fikrinin ilk örnekleri olarak kabul edilir. İnsanlar henüz virüsleri veya bağışıklık sistemini bilmiyordu elbet, ancak gözlem yoluyla hastalığı geçiren kişilerin ikinci kez aynı hastalığa yakalanmadığını fark etmişlerdi.

Bu erken bilgiler daha sonra Edward Jenner'ın çalışmalarına ilham verecek ve modern aşı biliminin doğmasına zemin hazırlayacaktı.

 

Önceki Sonraki