Gölgede kalan efsane
3. Efsanevi Anlar ve Maçlar
Avrupa Şampiyonluğu Yolu (1938)
1930’ların sonunda, İngiltere ve Avrupa’da güreş büyük bir popülarite kazanmıştı. Ancak o dönemde birçok maç biraz daha gösteri niteliği taşımaya başlıyordu. Bert Assirati bu anlayışı reddetti; her maçının gerçek bir mücadele olduğunu savunuyordu. 1938’de Londra’da yapılan Avrupa Güreş Şampiyonası’nda rakiplerini bir bir eleyerek şampiyonluk kemerini kazandı. Özellikle finalde Henri Irslinger’a karşı kazandığı zafer, güreş tarihine “kusursuz teknik ve mutlak güç” olarak geçti. Bu galibiyetle birlikte Assirati artık yalnızca bir İngiliz değil, Avrupa güreşinin simgesi haline geldi.
Avrupa Turu ve Yenilmezlik Serisi (1939–1946)
II. Dünya Savaşı yılları dünya adına zorlu geçmişti, ancak Bert Assirati ringden asla uzaklaşmadı. Savaş sonrası yıllarda Avrupa’yı turlamaya başladı ve yedi yıl boyunca hiç yenilgi almadı. Almanya, Fransa, Hollanda ve İtalya’daki ringlerde çıktığı onlarca maçta rakiplerini çoğu zaman ilk dakikalarda pes ettiriyordu. Birçok sporcunun ondan kaçınması, bu dönemi “Assirati’nin hükümranlığı” haline getirdi.
Amerikalı efsane Lou Thesz, teknik güreşin en bilinen isimlerinden biriydi. 1947’de Londra’da planlanan gösteri maçında karşı karşıya geldiklerinde, izleyiciler iki farklı güreş ekolünü aynı anda izleme fırsatı buldu. Thesz ringde ustalığıyla biliniyordu, ancak Assirati’nin saf fiziksel gücü ve bitmeyen enerjisi karşısında zorlandı. Maç sonucu resmi olarak berabere ilan edilse de, seyircilerin çoğu Assirati’nin üstün olduğunu düşündü. Bu karşılaşma, profesyonel güreşin Avrupa ve Amerika arasındaki geçiş döneminde efsaneleşti.
1960’lardan sonra güreş dünyası daha çok televizyon ve şov yönüne kaymaya başladı. Ancak Assirati bu yeni tarzı benimsemedi. O, ringin bir “tiyatro sahnesi” değil, bir “arena” olduğunu savunuyordu. Bu yüzden zaman zaman dönemin popüler güreşçileriyle çalışmayı reddetti ve sadece “gerçek karşılaşmalar”da yer aldı. Bu duruşu, onu seyirci gözünde daha da saygın kıldı güreşin özüne sadık kalan son büyük efsane olarak anılmaya başladı.

