Kıbrıs Adası ve Tarihi
4. İngiliz Yönetimi ve Değişen Dengeler (1878–1960)
1878 yılında Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ın yönetimini İngiltere’ye bırakmasıyla birlikte ada, tarihinin en kritik dönüşüm süreçlerinden birine girdi. Adadaki Sünni Müslüman Türkler ve Ortodoks Hristiyan Rumlardan oluşan Kıbrıs halkı durumdan hoşnut değildi. Çünkü İngilizler, ada teknik açıdan hala daha Osmanlı egemenliğinde olduğundan vergi ödemek zorundaydı. Bunun yanı sıra İngiliz yönetiminin giderlerini de karşılayacaklardı. Adada ki halkı daha çok kızdıran şey ise ödedikleri verginin Osmanlının geçmiş borcu olması idi. Başlangıçta “geçici” olarak devredilen yönetim, zamanla kalıcı hâle geldi ve Kıbrıs, 1914’te İngiltere tarafından resmen ilhak edildi. Böylece Osmanlı dönemi sona ermiş, ada yeni bir siyasi ve idari düzene geçmişti.
İngilizler, Kıbrıs’ta modern idari yapılar kurmaya çalıştı. Altyapı yatırımları, eğitim kurumları ve yönetim düzenlemeleriyle adayı kendi sömürge sistemine entegre ettiler. Ancak bu değişim, adadaki toplumsal dengeleri de etkiledi. İngiliz yönetimi, iki toplum arasında zaman zaman denge kurmaya çalışsa da uyguladığı politikalar çoğu zaman ayrışmayı derinleştirdi. Türk ve Rum toplumları arasındaki farklılıklar daha belirgin hâle geldi.
Bu dönemde en önemli gelişmelerden biri, Rum toplumunda güçlenen Enosis hareketiydi. Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından Kıbrıs’taki Rumlar da aynı hedefi benimsemeye başladı. Kilisenin ve eğitim kurumlarının etkisiyle bu fikir giderek yaygınlaştı. İngiliz yönetimi bu taleplere mesafeli yaklaşsa da, Enosis düşüncesi adadaki siyasi hareketlerin merkezine yerleşti.
Kıbrıs Türkleri ise Enosis fikrine karşıydı. Çünkü bu durum, adadaki Türk varlığının geleceğini tehdit ediyordu. Türk toplumu, İngiliz yönetimi altında kalmayı bir süre daha güvenli görse de zamanla kendi siyasi ve toplumsal örgütlenmesini güçlendirmeye başladı. Bu süreçte Türkler, “taksim” (adanın ikiye bölünmesi) fikrini savunmaya başladı. Böylece adada iki farklı siyasi hedef karşı karşıya gelmişti. Rum kesimi Enosisi, Türk kesimi ise Taksimi savunuyordu
1950’li yıllara gelindiğinde adada ki artan gerilim açık çatışmalara dönüştü. Rumların kurduğu EOKA terör örgütü, İngiliz yönetimine ve Enosis’e karşı çıkanlara yönelik silahlı eylemler gerçekleştirmeye başladı. Bu saldırılar, adadaki güvenlik ortamını ciddi şekilde bozdu. Köylerde ortak yaşam süren Kıbrıslı Türkler Yunan asıllı komşuları tarafından evlerinden kovuldu ve ilk kez fiziki ayrımcılık başlamış oldu. Adanın Yunanlaştırılması için sokaklara Rumca isimler verilmeye başlandı, Türklerin mezarlıkları türlü bahanelerle yok edildi, binalara Yunan bayrakları çekildi. Buna karşın Türkler de kendini savunmak için örgütlenmeye başladı. Bu dönem, iki toplum arasındaki ilişkilerin hızla kötüleştiği ve ayrışmanın derinleştiği bir süreç oldu. Artan çatışmalar ve uluslararası baskılar sonucunda İngiltere, Kıbrıs’taki varlığını sürdürmekte zorlanmaya başladı. Türkiye ve Yunanistan’ın da sürece dâhil olmasıyla çözüm arayışları hız kazandı. Sonunda 1960 yılında yapılan anlaşmalarla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Bu yeni devlet, Türk ve Rum toplumlarının ortak yönetimine dayanan bir yapıydı.

