23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı

İstanbul’un İşgali ve Ankara’ya Giden Yol
Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Meclisten çıkışı, Ankara. (04 Nisan 1923)
2 / 5

2. İstanbul’un İşgali ve Ankara’ya Giden Yol

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşından yenik çıkmasıyla birlikte, ülke fiilen işgal altına girmiş ve devlet otoritesi büyük ölçüde zayıflamıştı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti için işgallerin önünü açan bir belge oldu. Antlaşmanın hükümleri, İtilaf Devletlerine istedikleri bölgeleri işgal etme hakkı tanıyordu. Kısa süre içinde Anadolu’nun çeşitli yerleri işgal edilirken, 16 Mart 1920’de İstanbul resmen ingilizler tarafından işgal edildi. Bu gelişme, Osmanlı Devleti’nin ve yöneticilerinin artık bağımsız hareket edemeyeceğini açıkça ortaya koymuştu.

İstanbul’un işgaliyle birlikte Osmanlı’nın son meclisi olan Meclis-i Mebusan dağıtıldı. Milletin öyle yada böyle temsil edildiği son resmi kurum da böylece ortadan kaldırılmış oldu. Bu durum, yeni bir siyasi merkez ihtiyacını kaçınılmaz hâle getirdi.

Mustafa Kemal Paşa, daha İstanbul işgal edilmeden önce Anadolu’da bir direniş hareketi başlatmıştı. Erzurum ve Sivas kongreleri ile milli irade fikri güçlendirilmiş, “milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” anlayışı benimsenmişti. İstanbul’un işgali ve meclisin kapatılmasıyla birlikte, bu düşünce artık bir zorunluluğa dönüşmüştü. Mustafa Kemal Atatürk, milletin temsilcilerini Ankara’da toplamaya karar verdi. Çünkü Ankara, hem güvenli bir merkezdi hem de Anadolu’nun ortasında yer alması nedeniyle direnişin yönetilmesi için uygun bir konumdaydı.

Anadolu’nun dört bir yanından seçilen temsilciler, büyük zorluklar içinde Ankara’ya ulaştı. Yolculuklar çoğu zaman günler, hatta haftalar sürmüştü. Ancak herkes ortak bir amaç için toplanmıştı. Artık hedef belliydi. Yeni bir meclis kurulacak, millet kendi kaderini kendi belirleyecekti. Bu süreç, yalnızca siyasi bir değişimin değil; aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünün ve Mustafa Kemal Atatürk’ün aklında canlandırdığı yeni devletin başlangıcıydı. Çünkü artık yönetimin kaynağı saray değil, milletin kendisi olacaktı. Ve bu büyük dönüşüm, 23 Nisan 1920’de açılacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile hayat bulacaktı.

Önceki Sonraki