Bir Avuç Siyah Toz

Çin’de Doğan Kıvılcım
2 / 6

2. Çin’de Doğan Kıvılcım

İnsanlık tarihinin en etkili buluşlarından biri olan barut 9.yüzyılda Tang Hanedanı döneminde yaşayan Taoist simyacılar tarafından insan ömrünü uzatacak ve hatta ölümsüzlük sağlayacak iksir umutlarıyla ortaya çıkmıştır. Doğanın temel maddelerini bir araya getirerek yeni bileşikler elde etmeye çalışan bu araştırmacılar, dönemin koşullarına göre oldukça gelişmiş deneysel yöntemler kullanıyordu.

Bu karıştırdıkları bileşenlerde sıklıkla gülerçile diye adlandırılan potasyum nitrat, kükürt ve kömür vardı. Bu üç madde farklı oranlarda karıştırıldığında beklenmedik bir sonuç ortaya çıkmış ve karışım ateşle temas ettiğinde büyük bir hızla yanarak yoğun duman çıkarıyor ve patlayıcı bir etki oluşturuyordu. İşte Çin kaynaklarında bu karışıma ilişkin en eski kayıtlar 9. yüzyıla tarihlenmektedir. Bu yüzden barut’un keşfi 9.yüzyıl olarak tarihe geçmiştir.

Günümüzde barut yapımı için kullanılan temel bileşenler değişmemiştir. Güherçile oksijen sağlayarak yanmayı hızlandırır; kükürt tutuşmayı kolaylaştırır; kömür ise yakıt görevi görür. Bu üç maddenin doğru oranlarda birleşmesi, yüksek enerji açığa çıkaran kimyasal bir reaksiyon oluşturmaktadır. Elbette değişen bir şey vardır o da barutun hem kullanım hemde yarattığı güç 9.yüzyıla göre değişmiştir.

İlginç olan şey, barutun ilk kullanım alanının silahlar olmamasıdır. Çinliler başlangıçta bu karışımı havai fişekler, işaret fişekleri, tören gösterileri ve dini kutlamalar için kullandılar. Zamanla Patlayan bambu tüpler ve renkli ışık gösterileri, kötü ruhları uzaklaştırdığına inanılan geleneksel törenlerin önemli bir parçası hâline geldi. Bu yüzden günümüzde aklımıza gelen ateşli silahlar ve savaş gibi kavramlardan önce uzun süre yıkımdan çok kutlama ve sembolik güç ile ilişkilendirildi.

Zamanla Çinli mühendisler, barutun askerî potansiyelini fark etmeye başladı. 10. ve 11. yüzyıllarda geliştirilen ilk silahlar arasında ateş mızrakları, barutla çalışan oklar, el bombasına benzeyen patlayıcı kaplar ve basit roket sistemleri (elbette ki aklınıza günümüz roketleri ya da füzeler gelmesin) bulunuyordu. Özellikle Song Hanedanı döneminde (960-1279) barut teknolojisi önemli ölçüde gelişti ve Çin ordusu bu yeni silahları kuşatmalarda kullanmaya başladı. Böylece barut, eğlence ve ritüel alanından çıkarak savaş teknolojisinin bir parçası haline geldi. Barutun gerçek etkisi, Çin sınırlarını aştığında ortaya çıktı. Ticaret yolları, seyyahlar, mühendisler ve özellikle savaşlar aracılığıyla bu teknoloji Orta Asya’ya, İslam dünyasına ve daha sonra Avrupa’ya ulaştı. Bildiğiniz üzere meşhur İpek Yolu, yalnızca ipek ve baharat taşınan bir ticaret yolu değildi isminin aksine. Aynı zamanda fikirleri, teknik bilgileri ve devrim niteliğindeki buluşları da taşıyordu. Barut da bu yolculuğun en önemli yolcularından biriydi.

Önceki Sonraki